Taş Atan Çocuklar (!)
Kenan ŞAHİN | Tem 29, 2010 | Yorumlar 0
Taş atan çocuklar(!)… İlgili kanunun meclisten geçmesiyle bu ifadeyi yine sıklıkla duyar olduk. Sağ olsun tüm medyamız bu masum(!) çocuklara kol kanat gerdi. Her yerde kandırılmış(!) taş atan çocukların özgür kalması gerektiğinden bahseden kişiler boy göstermekte…
İlk bakışta medyanın pompaladığı bu sanal dram çok gerçekçi gelse de, şahsen ben durumun sanıldığı gibi olmadığını düşünüyorum.
Yanlış anlaşılmasın, çocukların hapse atılmasını istiyor değilim. Ancak bu çocukların attıkları taş pamuktan değil. Polislerimizin yaralarından akan kan da boya değil, bunları da görmek lazım. Ayrıca bu çocuklar taş atmaları için kandırılmış değiller, ya da oyun oynadıklarını falan da sanmıyorlar. Ne yaptıklarının gayet farkındalar. Bir davaya inanmış bu çocuklar içlerinde gayet sahici bir kin ve öfke ile düşmanlarına saldırıyorlar. Zaten asıl kandırıldıkları nokta da bu: inandıkları dava…
Bu çocukların sanıldığı kadar masum olmadıklarına dair kanıt ararsanız, çok fazla uğraşmanıza gerek yok. Bu masum(!) çocuklarla veya bunların aileleri ile yapılan röportajlara bakmanız yeterli. Yine bunlardan birine soruyor muhabir: “Artık özgürsün, ne düşünüyorsun?” Çocuk ise yanıtlıyor: “Bu kanun yeterli değil, biz şimdi çıkıyoruz ama bunlar bizi nasıl olsa yine yakalayacak.” Dikkatinizi çekerim, çocuk(!) “pişmanım, kandırıldım” demiyor, “taş atmaya devam edeceğim” demek istiyor. Bir de bunların anaları-babaları var. Çocuğunun hasretiyle yanan mazlum(!) bir ana ise şöyle konuşuyor: “Ben bu savaş bitsin istiyorum, bu kan dursun istiyorum” diyor. Yine dikkatinizi çekiyorum “Bunlar daha çocuk, kandırılmış” demiyor anası. “Bir savaş var ve ben ve çocuklarım istesek de istemesek de bu savaşın taraflarıyız ama bu savaş bitsin istiyoruz” demeye çalışıyor. Yani ona göre çocuğunun polislere taş atması kötü veya yanlış bir şey değil.
İşin bir de dağ boyutu var. Dağda askerimize kurşun sıkan teröristlerin de önemli bir bölümü bu taş atan çocuklarla aynı yaşlarda. Şimdi bunları terörist, taş atanlarıysa çocuk yapan nedir? Bunların dağda, diğerlerinin şehirde olması mı? Bunların kurşun, diğerlerinin taş atması mı? Özetle bence dağdaki çocuklar ne kadar teröristse taş atanlar da o kadar terörist; taş atanlar ne kadar çocuksa, dağdakiler de o kadar çocuktur!
Durun durun, bu çocukları taksimde sallandıralım ya da hepsinin tüm yaptıklarını hoş görelim demek istemiyorum. Çocuk da olsa, kandırılmış da olsa bunlar topluma ve devlete zarar veriyorsa elbette bunun önüne geçilmeli. Demek istediğim bu çocukları böyle şımartarak veya hepsini hapse tıkarak bu iş çözülmez!
“Peki ya nasıl çözülür?” diye mi soruyorsunuz? Buna çözüm bulmak benim işim değil, ama bu kadar laftan sonra benim de birkaç önerim var tabi. Bence her şeyden önce zihniyet değişmeli. Doğuda maalesef devlet, kendini halka sevdireceğim derken otorite rolünü tamamen boşlamış durumda. Hâl böyle olunca, vatandaş da devleti umursamaz olmuş. Maalesef çoğunluk “hem devletin tüm imkânlarından yararlanırım, hem de istediğim gibi at oynatırım” mantığında. İşte değişmesi gereken zihniyet de bu. Devlet tam anlamıyla “devlet baba” rolünü geri kazanmalı, yani hem vatandaşını seven ve kollayan hem de yanlış yaptığında gereken yaptırımı uygulayan “caydırıcı” bir devlet profili oluşturulmalı. Bu halka aylık yardım ödemekle olmaz! Halka balık vermek yerine, kendi balığını tutabileceği imkânlar sunulmalı. Ayrıca oradaki vatandaşın yaptığı her şeyi mazur görmek de doğru değil. Gerektiğinde gerekli yaptırımlar uygulanmalı. Tüm bunlar elbette ayrıntılı ve kapsamlı bir politikanın parçalarıdır ve kısa vadede gerçekleştirilemez. Ancak bu politikayı uygulamaya başlamak için daha fazla vakit kaybedilmemeli.
Daha kısa vadede yapılabileceklere gelince… Mesela dağdaki teröristler de dâhil, çocuklar bir suç işlediğinde çocuklar yerine onların aileleri cezalandırılabilir. Şehirdeki çocuklara da Çocuk Esirgeme Kurumu sahip çıkabilir. Bu sayede ailelerin çocuklarını başıboş bırakmaması sağlanabilir. Bu da her fırsatta çocukları kullanan şerefsizlerin önemli bir silahını elinden almak demektir.
Şimdilik bu kadar. Bu konuda aklıma geldikçe yine yazarım. Sizler de bu konudaki görüşlerinizi ve önerilerinizi esirgemez paylaşırsanız sevinirim.
Kategori: YoruYORUM